Alerjen Nedir?

Çevremizde bulunan, yukarıdaki anlatılan neden ve mekanizmalarla vücudumuzda alerjik reaksiyon oluşturan maddelere denir.

Alerjen Nedir?

Çevremizde bulunan, yukarıdaki anlatılan neden ve mekanizmalarla vücudumuzda alerjik reaksiyon oluşturan maddelere denir.

Admin
Admin
12 Nisan 2017 Çarşamba 14:17
254 Okunma
Alerjen Nedir?

Çevremizde bulunan, yukarıdaki anlatılan neden ve mekanizmalarla vücudumuzda alerjik reaksiyon oluşturan maddelere denir. Bağışıklık sistemimiz eğer alerjik reaksiyon yapmaya eğilimli ise allerjenin ulaştığı organda alerjik bulguları oluşturur. Bu maddeler bağışıklık sisteminin kolayca tanıyabileceği “protein” yapısındaki organik materyallerdir. Ancak hem bebeklikte bu allerjene karşı duyarlılık kazanmada hemde alerjik şikayetlerin çıkmasında vucudumuzun dışa açılan yerlerine (mukoza); örneğin deri, burun, bronşlar, barsak; veya direk olarak vucumuza; örneğin injeksiyonla; bir yolla ulaşmaları gerekir. Çevremizde en sık bulunan ve alerjik hastalığa neden olanlara “aeroallerjen” denir. Bunlar “ev içi” ve “ev dışı” allerjenler olarak temelde ikiye ayrılır. Ev içi allerjenlere en iyi örnek ev tozu akarlarına karşı olan allerjidir. Ev dışı allerjenlere en iyi örnek polen alerjisidir. Bu allerjenler vucuda değişik yollarla ulaşır ve organa ulaşır. Örneğin ev tozu akarı allerjenleri çok ufak çaplı olduğu için nefes alma ile burunda tutulmadan bronşlara kadar ulaşır ve bronşlarda meydana getirdiği alerjik reaksiyon ile “alerjik bronşiyal astım” a neden olur. Polenler ise daha büyük çaplı ve ağır oldukları için nefes alırken burun bir hava filtresi görevi gördüğü için burunda tutulurlar ve buradaki mukozada alerjik reaksiyona yol açarak alerjik nezleye yola açarlar. Aynı şekilde göz de bir mukoza olduğu için, buraya ulaşan allerjenler alerjik konjoktivite (göz alerjisi) neden olurlar. Çevrede bulunan hayvan, böcek, küf mantarı, besinler, ilaçlar ve üretim sektöründe kullanılan bir çok made de (mesleki allerjenler) allerjen olabilir. Hepsi etkiledikleri organa göre alerjik bulgulara neden olur.

En sık rastlanan allerjenler nelerdir?
Allerjenler 5 ana grupta toplanabilir:
i. Çevresel (aero) allerjenler
a. Ev tozu akarları
b. Polenler
c. Küf mantarları
d. Hayvan allerjenleri
ii. Böcek allerjenleri
iii. Besin allerjenleri
iv. İlaç allerjenleri
v. Mesleki allerjnler.

Bunlar içinde en sık rastlanan ve en sık alerjik hastalığa yol açanlar çevresel allerjenlerdir. Bunlar da yukarıda belirtildiği gibi bulundukları ortama göre ev içive ev dışı olarak ikiye ayrılır. En sık rastalanan ev içi çevresel allerjen ev tozu akarı allerjenleri, daha sonra küf mantar ve hayvan allerjenleri gelir. En sık rastlanan ev dışı çevresel allerjenleri ise polen ve daha sonra küf mantarlarıdır.

Ev tozu akarları tıbbi adıyla “mite” olarak adlandırılmaktadır. En sık rastlanan tipi de “dermatofagoid” olarak anılmaktadır ki deri yiyen anlamına gelmektedir. Bu parazit niteliğindeki böcekcikler normalde halı, klim, yorgan, yastık, tüylü eşyalar ve oyuncaklarda yaşarlar. Yaşamaları için gerekli besini insan deri ve tüy döküntülerinden karşılarlar. Su ihtiyaçlarını ise havadaki nemden elde ederler. Bu nedenler insanın olduğu yerde, nemli ortamda ve tüylü zeminde yaşayıp ürerler. 30-40 mikron (1 mikron milimetrenin binde biridir) çapında bir büyüklüğe sahiptir. Yumurtlayarak çoğalırlar. Yumurtadan çıkan yavru 3 haftada erişkin hale gelerek çoğalmaya başlar. Ev tozu akarının en sık allerjeni dışkılarıdır. Yaşadıkları halı, klim, perde vs ye bıraktıkları dışkıları üzerinde yürüme, silkme ve benzeri hareketlerle çevre havaya karşır ve buradan kolayca burundan da geçerek solunum yollarına ulaşarak en sıklıkla alerjik astıma yol açar. İnsanın ev içinde geçirdiği en uzun süre yatak odaları olduğu için en sık akar allerjeni ile karşılaşma yeride yatak odasıdır. Burada yatak, yorgan, yastık, yerdeki halı, klim, perde ana kaynaklardır. Akarların nemin % 50 nin altında olduğu yerlerde ve 60 derece ısının üzerinde yaşama şansları azalır. En sık ev içi allerjenleri oldukları için ve her zaman ortamda bulundukları için yıl boyu alerji yaparlar. Tabiki ev içinde ve kapalı ortamda geçirilen birim zamanın arttığı kış mevsimlerinde daha çok alerjik hastalık bulgusuna yol açarlar.

Polenler ot, ağaç ve çiçeklerin üremelerinde görevli olan çapları ortalam 5-40 mikron arasında değişen erkek gametlerdir. Bilindiği gibi bu erkek gametlerin bitkilerin dişi organına ulaşması gerekir. Bu ya rüzgarla hava yoluyla olur yada böcek ve sinekler aracılığı ile olur. Bu nedenle polenlere ait klinik bulgular bu bitkilerin çiçeklerini açtığı üreme mevsimi olan bahar aylarında olur. Rüzgarla etrafa yayılan polenler alerjiden sorumludur ve daha hafif olanlardır. Bunlar sadece bitkinin bulunduğu yerde değil kilometrelerce uzağa bile rüzgarla polen gönderebilir. Böceklerler aktarılan polenler ise daha ağırdır ve havada asılı bulunmadıkları için pek alerjiye neden olmazlar. Örneğin çayır, çimen ve ağaç polenleri rüzgarla taşınan ve havada dolanan polenler olduğu için alerjik nezleye (saman nezlesi) neden oldukları halde, ev içi ve dışında bulunan süs bitki ve çiçeklerinin poleni daha ağır bir yapıya sahip olu böceklerle taşınırlar ve alerjiye pek neden olmazlar. Ot, ağaç ve diğer polene sahip olan bitkilerin dağılımı ve çiçek açma zamanları yetiştikleri toprak ve mevsimsel özelliklere göre değişir. Her yerde aynı bitki yetişmez. Bu nedenle alerjik olan polen tipi o yöredeki bitki örtüsü (flora) ile ilgilidir. Örneğin sıklıkla Amerika’da olan amerikan nezle otu bizim ülkemizde alerjik etken olarak rastlanmaz. Ancak özellikle Akdeniz bölgesinde sık bulunan zeytin sık bir saman nezlesi etkeni iken bu Afrika ve benzeri ülkelerde bir alerji etkeni olarak saptanamaz. Ayrıca bahar mevsiminin başlangıç zamanı, havanın yağmurlu olması vb nedenler de havada bulunacak olan polenin çıkma zamanı ve yoğunluğunu etkileyecektir. Bu da klinik bulguların çıkma zamanı ve şiddetinin değişmesine neden olacaktır. Polenler büyük partikül yapısına sahip oldukları için sıklıkla nefes alırken burunda tutuldujları için alerjik saman nezlesine neden olurlar. Partikül çapı daha küçük olanlar yada ağızdan soluma ile bronşlara ulaşanlar ise daha az oranda alerjik astıma yol açarlar.

Küf mantarları ev içi ve ev dışı allerjen olma özelliğine sahiptirler. Bunlar sıklıkla ev içinde organik eşyaların, yemeklerin, ev dışında ise bitki ve hayvanların üzerinde yaşayan mikroplardır. Yenilen mantarlarla herhangi bir ilgileri yoktur. Küf mantarları nemli, organik besin artığı bulunan ortamlarda ürerler. Buradan da havaya bol m,ktarda üremelerini devam ettiren mantar sporlarını bırakırlar. Bunlar polenlerden çok daha küçük 3-5 mikron çapındaki hücrelerdir. Havaya kolayca karışır ve taşınırlar. Üredikleri yerde sarı, yeşil vs renk oluştururlar. Üremeleri ve etrafa spor bırakmaları yıl boyu olabilse de en sık havaların ısındığı ve orta şiddette rüzgarın olduğu bahar ve yaz aylarında üremeleri en üst düzeyde olur. Kışın düşük dereceli ısıda ve hele karlı ortamda üreyemez ve alerjiye neden olan sporlarını bırakamazlar. Yani üremelri ve etrafa spor yayabilmeleri hava sıcaklığı, nemi ve diğer iklim koşulları ile ilgilidir. Bu nedenle polen alerjisi ile karışabilen alerjik bulgulara neden olabilirler. Çok küçük yapıya sahip oldukları için hem alerjik nezle hem de alerjik astıma neden olurlar.

Hayvan allerjenleri de sıkça rastlanan çevresel allerjenlerdir. Bunlar arasında en sık görüleni kedi ve köpek alerjisidir. Kedinin deri döküntüsü, tüyü, salyası, idrarı ve dışkısı alerjik olabilir. Bunlar alerjik nezle, egzema ve bazen de astıma yol açabilir. Bulgular sıklıkla kedi ile ev içinde yakın temasla olmakla birlikte, dış ortamda da olabilir. Kedi evden uzaklaştırılsa bile allerjenleri 6 ay ve daha uzun süre ile aynı ortamda kalabilir. Köpek de aynı şekilde ve benzeri materayalleri allerjikdir. Ayrıca kümes hayvanı, kuşlar, koyun ve bir çok hayvana karşı, hatta laboratuarda deney yapmada kullanılan hayvanlara karşı da laboratuar çalışanlarında alerji saptanabilir.

Böcek allerjenleri içinde en sık rastlananı arı alerjisidir. Arının zehirinin içindeki bazı protein yapısındaki maddelere karşı alerji gelişir. Bunun gelişmesi için kişinin önce bu zehir ile karşılaşılıp duyarlı hale gelmesi ve daha sonra tekrar karşılaşması gerekir. Arı alerjisinin en korkulan yönü, allerjen arının sokması ile direk olarak vücuda girdiği için anaflaksi denilen ölümcül bir alerjik şoka neden olabilmesidir. Tüm arı tiplerine karşı alerji gelişebilir. Ayrıca sivrisinek ve diğer sokucu tüm hayvanların çıkartı, zehir ve salyalarına karşı da alerji gelişebilir. Gelişen alerjik reaksiyon sadece deride geniş bir kızarıklıktan ölüme kadar değişebilen yelpazede olabilir. Ayrıca bu grupta hamamböceği alerjisi de sayılabilir. Hamam böceğinin ise dışkısı allerjikdir. Henüz ülkemizde yayagın olmamakla birlikte, özellikle kapalı oartamda yaşamın uzun olduğu Amerika başta olmak üzere sosoyoekonomik düzeyi yüksek ülkelerde daha sık rastlanır. Astım, alerjik nezle ve egzemaya neden olabilir.

İlaç allerjenleri içinde en sık bilinen penisilindir. Ancak bilinmelidir ki en sık ilaç allerjeni penisilin değildir. Tüm ilaçlar en az penisilin kadar alerjiye neden olabilir. Kullanılan antibiyotikler, ağrı kesiciler, insülin, hormon preperatları bunların başında gelmektedir. İlaç allerjenleri içinde en korkulan durum yukarıda bahsedilen ölümcül reaksiyon olan anaflkasiye neden olabilmelidir. Ancak bu çok sık rastlanan bir durum değildir.

Besin allerjenleri içinde en sık rastlananı çocuklar için inek sütüdür. Bunun nedeni de inek sütünde anne sütünde bulunmayan “beta-laktoglobulin” isimli bir proteinin bulunmasıdır. Ayrıca yumurta, deniz ürünleri, fındık-fıstık, tahıllar, et, muz, kivi, vs diğer besin alerjisi nedenleridir. Bazen besinler üzerinde bulunan çevresel allerjenlerin alınmasıyla yanlışlıkla o besinin alerjik olarak algılanmasına enden olabilir. Örneğin domates üzerindeki polen o domates yenilince alerjik bulgular neden olabilir. Besin alerjisi bulguları genelde karın ağrısı, ishal, kusma, ağız da şişme ile gelir. Ancak sadece gelişme geriliği, kilo alamama, alerjik astım, egsersiz şoku, saman nezlesi yada özellikle çocuklarda alerjik egzema bulguları ile de gelebilir. İnek sütü, yumurta ve bazı besin allerjenlerine karşı reaksiyon çocukluk döneminde sonra görülmezken diğerleri ömür boyu devam eder.

Prof.Dr. Hasan YÜKSEL

Kaynak:Çocuk Alerji Kliniği

Son Güncelleme: 12.04.2017 14:24
Anahtar Kelimeler:
AlerjiAlerjenMiteAkar
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol