Patolojik Kumar

Sosyoekonomik kayba, borçlanmaya, yasadışı hareketlere yol açan tekrarlayıcı kumar oynamadır.

Patolojik Kumar

Sosyoekonomik kayba, borçlanmaya, yasadışı hareketlere yol açan tekrarlayıcı kumar oynamadır.

Admin
Admin
13 Nisan 2017 Perşembe 01:38
209 Okunma
Patolojik Kumar

 Sosyoekonomik kayba, borçlanmaya, yasadışı hareketlere yol açan tekrarlayıcı kumar oynamadır. Parasal kayıplar arttıkça daha aşırıya yönelir. Karşılıksız çekler yazma vb ile, bir düşüş söz konusudur. Önemi nedeniyle bu konu üzerinde ayrıntılı durulacaktır.

Kumar, isteyerek riske girme temelinde, kazanan ve kaybeden tarafların olduğu ve genellikle her iki taraftada bir üretim işi olmaksızın servetin yeniden dağılımıdır. Bu servet dağılımına karar veren süreç daima bir şans elementi içerir veya yalnızca şansa dayanır.

Kumar günümüzde hoşça vakit geçirme, eğlence ve dinlenme aracı olarak kabul edilmekte ve popülaritesi artmaktadır Alkollü içeceklerin tüketimi teşvik edilmezken hatta reklamının yapılması yasaklanırken, çalışmadan kısa yoldan zengin olmanın yolu olarak gösterilen kumar pek çok ülkede medya tarafından hatta devletin onayıyla yoğun bir şekilde teşvik edilmektedir. Kumar endüstrisinin ekonomik olarak kârlı olduğu şüphe götürmez. Kazananların ön plana çıkarılmasıyla yapılan reklamlar aslında çoğunluğu oluşturan kazanamayanlar kitlesinden hiç bahsetmediğinden dürüst de değildir. Bu propaganda aynı zamanda kumar sorunlarının öneminin inkarına da yardımcı olur. Ancak şunu kabul etmek gerekir ki oynayanların pek azında kumar ciddi, hatta yaşamı tehdit eden boyutlara ulaşır.

Ülkemizde devlet tarafında oynatılan kumar türleri ve bağlı bulundukları resmi kurumlar şunlardır:

1. Milli Piyango İdaresi: Ülkemizde piyango ilk olarak 1926 yılında başlamıştır. Aynı teşkilat 1989 yılında Kazı-Kazan ve 1996 yılında Sayısal Loto’yu oynatmaya başlamıştır. Toplam hasılatın Milli Piyangoda %60’ı, Kazı-Kazan ve Sayısal Lotoda %50’si ikramiye olarak dağıtılmakta ve yıl sonu karları Savunma Sanayi Destekleme Fonuna aktarılmaktadır. Yanlızca Milli Piyangonun 1995 sonu toplam karı 6 trilyon 175 milyar liradır.

2. Spor-Toto Teşkilatı: Spor-Toto, 1960’da ve Spor-Loto, 1986’da oynatılmaya başlatılmıştır. 1994’de Toto-Gol adlı yeni bir oyun oynatılmaya başlanmış ama ilginin az olması nedeniyle 1996’da kaldırılmıştır.

3.   Türkiye Jokey Kulübü (TJK): 1953 yılında at yarışı düzenlenmesi yetkisi bu kuruma verilmiştir. TJK Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına bağlı olarak faliyetlerini sürdürmektedir.
Oyun Makineleri: Özel sektörün işlettiği Casino’larda (Kumarhane) kumar oynanması ilk kez 1983’te turistik tesislerde casinoların kurulmasına izin verilmesiyle başlanmıştır. Başlangıçta yalnız turistlerin oynamasına yönelik iken daha sonra 1991’de çıkan bir yönetmelikle Türk vatandaşlarınında casinolara girişine izin verilmiştir. 1998 yılı Şubat ayından itibaren bu kumarhaneler yasayla kapatılmış durumdadır.

Bunların dışında kahvelerde, derneklere bağlı lokal ve kulüplerde ve “bitirimhane” (kahvelerin özel bölümleri) olarak adlandırılan yerlerde yasadışı olarak yaygın şekilde kumar oynanmaktadır.

Kumar çok çeşitli aktiviteleri içerir; iskambil, zar, rulet, spor bahisleri, oyun makineleri, piyangolar, tombala, borsa, beceri isteyen oyunlar ve yüzlerce başka oyun. Kumar oyunları basitce 3 kategoriye ayrılabilir;

1. Yanlızca şansa dayanan oyunlar (pür şans oyunları); rulet, barbut gibi

2. Becerinin şansla kombine olduğu oyunlar; borsa, poker, at yarışları gibi

3. Yanlızca beceriye dayanan oyunlar (pür mantık oyunları); briç gibi

Bu oyunların potansiyel bağımlılık dereceleri farklıdır. Devamlı oyunların hızı yüksektir ve oyunlar arasında çok az duraksamalar vardır. Devamlı olmayan (fasılalı) oyunlarda hız yavaştır ve aralıklı oynanır. Mesela spor toto ve loto devamlı olmayan oyunlardandır çünkü haftada birkez oynanır. Oysa oyun makinelerindeki oyunlar devamlı oyunlardır ve insanlar makineye para attıkları sürece oyun devam eder. Devamlı oyunların bağımlılık yapmaları, devamlı olmayan oyunlardan daha yüksektir

Beş tip kumarbaz vardır; sosyal, profesyonel, suçlu (antisosyal), sorunlu ve patolojik kumarbaz.

Sosyal Kumarbazlar: Kumar oynayanların %95’i sosyal kumarbazdır. Bunlarda sorunlar gelişmez ve nadiren kontrollerini kaybederler. Sosyal kumarbazlar ne kadar parayla kumar oynayacaklarına önceden karar verirler ve bu para bitince oynamayı bırakıp başka şeylerle hoş vakit geçirler. Kumarın verdiği heyecanın kendilerini ve yaşamlarını kontrol etmesine izin vermezler. Kumarın yalnızca geçici bir eğlence olduğu ve daha sonra yaşamla ilgili sorumluluklara yeniden dönmeleri gerektiğini bilirler. Sık sık ya da büyük miktarlarda oynarlarsa da kaybedecekleri para miktarını önceden belirlerler, paraları bitince borç almazlar ve kayıpları sorun yaratacak noktaya geldiğinde oyunu bırakırlar.

Profesyonel Kumarbazlar: Bunlar geçimlerini kumardan sağlarlar. Eylemden değil kazanmaktan doyum alırlar. Hileli oyun ve bahisler düzenlerler, ölçülü ve kontrolü kumar oynarlar. Herkesle kumar oynamazlar, parası olan ve rahat yenebileceklerini düşündükleri kimselerle oynarlar. Kazanınca veya kaybetmeye başlayınca oyunu bırakırlar. Kahvehane ve kulup işletenlerin bir kısmı profesyonel kumarbazlardır.

Suçlu Kumarbazlar (Antisosyal Kumarbazlar): Bunlar antisosyal kişilik bozukluğu özellikleri olan kumarbazlardır. Patolojik kumarbazların tersine kumar oynayabilmek için yasa dışı yollardan elde ettikleri parayı geri ödemek gibi bir niyetleri yoktur. Kaybettiklerinde başkalarını suçlarlar ve hatta kavga çıkarırlar. Patolojik kumarbazlarda sık görülen pişmanlık,suçluluk ve depresyon bunlarda çok seyrektir.

Sorunlu Kumarbazlar: Sıklıkla yıllarca sürebilecek sorunlu ve sorunsuz dönemleri olur. Bir kısmında patolojik boyutlara ulaşabilir. Çeşitli kumar oynama tarzları örn. uzun süre kaybettiklerinin ardından koşma, sorunlu kumarın göstergesi olabilir.

Patolojik kumarın temel özelliği devamlı veya aralıklarla kumar üzerindeki kontrolün kaybıdır. Kontrol kaybı şu alanlardadır; kumar oynama sıklığı ve kumara yatırılan para miktarında artış, kumar için gerekli parayı sağlama uğraşında artma; mantıksız düşünceler; ve kötü sonuçlarına rağmen bu davranışı sürdürme.

Kumarbaz iyimserlik doludur, yenilgilerden asla ders almaz ve mali kayıpları ne kadar büyük olursa olsun, sonunda gelecek başarıya inancı sarsılmaz. Kumarbaz kaderiyle kontrat imzalamış bir kimse izlenimi verir, devam etmek mutlaka ödüllendirilecektir. Cebindeki hayali kontratla, o, mantıklı karşı çıkma ve önerilerden çok uzaktadır.

Kumarbaz kazandığında asla durmaz daha da çok kazanacağına kendini ikna etmiştir. Kumardan zengin olabileceğine inanır.

Başlangıçtaki ihtiyatına rağmen kumarbaz sonradan çok fazla riske girer, ailesi için gerekli parayı riske atar. Daima (bilinçli veya bilinçdışı) suçluluk duygularıyla motivedir. Bazı içsel kompulsiyonlar kumarbazın eylemlerini tekrarlamasına zorlar. Bu davranışın mantıkla açıklanamaması kumarda bilinçdışı motiflerin önemini kanıtlar. Oyun sırasında haz-acı dolu gerginlik yaşar.

Patolojik kumarın gelişiminde süreci hızlandıran veya sosyal kumarbazda patolojik sürecin başlamasına neden olan bazı dış faktörler şunlardır.

1. Anne-babanın( veya bir yakının) ölümü

2. Boşanma

3. Fiziksel hastalık veya yaşami tehdit

4. İş veya kariyerle ilgili düşkırıklığı veya başarı

5. İlişkilerde zorluklar

6. Alkol ve madde kullanımı

Araştırmacılar madde bağımlısı olanların %10-20’sinde Patolojik Kumar ve diğer %10-20’sinde de kumarla ilgili sorunlar olduğunu saptamışlardır. Patolojik Kumarbazların %50 sinde psikoaktif madde kullanım öyküsü vardır.

Alkol ve madde bağımlılarında sıklıkla bir kaç bağımlılık birlikte bulunduğundan ve bir bağımlılıktan diğerine kayma gösterdiklerinden, patolojik kumar, bu bağımlılarının iyileşme süreci sırasında ortaya çıkabilir. Uyuşturucu madde ve alkol kullananlarda yalnız alkol bağımlılığı olanlara göre patolojik kumar daha sık görülmektedir. Bazı hastalarda psikoaktif madde bağımlılığını takiben Patolojik Kumar görülürken bazılarında her ikisi eşzamanlı görülür. Mevcut bulgular çoğul bağımlılığın Patolojik Kumarbazlarda hapse girme, stresle ilgili hastalıklar, ciddi psikiyatrik bozukluklar ve intihar riskini arttırdığı yönündedir.

Doktorlar ve özellikle psikiyatristlerin patolojik kumar konusunda uyanık olması gerekir. Çünkü büyük olasılıkla kumarbazın kendisi ve yakınları, patolojik kumara sekonder gelişen özellikle stresle ilgili hastalıklar nedeniyle tıbbi yardım ararlar.

Patolojik Kumarbazlarda cinsel işlev bozuklukları, inhibe cinsel istek, inhibe cinsel yanıt ve impotans görülebilmektedir. Bu nedenle patolojik kumarbazla görüşürken görüşmede cinsel yaşantının sorgulanması gerekir.

Bağımlılıklarda depresyonun rolü artan bir şekilde dikkat çekmektedir. Patolojik kumarbazlarda depresyon çok sık görülmekte ve bir grup patolojik kumarbazda kompulsif kumardan önce veya sonra depresyon olduğu bilinmektedir. Yoksunluk döneminde patolojik kumarbazlarda sıklıkla depresyon ortaya çıkar.

Patolojik Kumarbazlar para bulmak için önce yasal yolları denerler. Kumar oynama yoğunlaştıkça yasal seçenekler azalır ve kumarbaz parayı yasal olmayan yollardan aramaya başlar. Hırsızlık, zimmete para geçirme ve sahtekarlık en sık görülen suçlardır.

Patolojik Kumarbazların çoğunda borç alma ve ödeme hikayesi vardır. Bunun aksine Antisosyal Patolojik Kumarbazlarda tekrar tekrar borç alma ama pek az veya hiç geriye ödememe görülür. Yasadışı davranışlar yasal yollarla para bulma ve borç almayla birlikte de olabilir. Mesela zimmetine geçirdiği parayı yerine koymak için sonradan kredi kartından para çeker. Patolojik Kumarbazlarda bir borcu bir başka borçla kapatmak hiçte seyrek değildir.

Patolojik kumarın aile üzerine yaptığı tahribat oldukça büyüktür

1. Kumarbazın eşinde ve çocuklarında psikiyatrik sorunlar ortaya çıkabilir.

2. Cinsel ilişkide bozulmalar olabilir.

3. Ebeveynlik görevi ihmal edilir.

4.   Ayrılma ya da boşanmalar görülebilir.
            Elli yaşında, yüksek öğrenimli, iş adamı bir erkek hastam, başvurduğunda 2 yıldır kazinolarda, oyun makineleriyle kumara dadanmıştı. İlk birkaç ay, eşiyle, eğlence olsun diye oynuyordu. Sonra işi büyütmüş, büyük paralar kaybedince eşinden habersiz oynamaya başlamış. Kimseye haber vermeden birkaç -değerli- mülk satmış. Zararını sözde telafi etmek amacıyla artan dozda kumara devam etmiş. Ailesi durumun farkına vardığında, üzerine tapulu bütün gayrimenkulleri bitirdiği gibi, gene işadamı olan babasının yüklü miktarda tapulu gayrimenkullerini de, her nasılsa almış olduğu vekalete dayanarak kumarda tüketmişti. Önce kişisel sorun, sonra aile sorunu olan kumar en sonunda deyim yerinde ise “sülale” sorunu olmuştu.

Memur düzeyinde geliri olan 30 yaşındaki, evli, iki çocuklu diğer bir genç hastam, gene bu oyun makinalarına dadanmış; maaşı bitince kredi kartının son limitine kadar oynamış; sonra başka bir bankadan, sonra üçüncü bir bankadan aldığı kredi kartlarının son limitine kadar oynamış. Kredi kartuyla aldığı borçları ödeyemeyince, borç iyice katlanmış, aile durumdan haberdar olmuş. Aile, tek mülkleri olan evi satıp borcu ödeyelim mi hesapları yaparken, bir akşam haberlerinde, aynı adını taşıyan bir gencin kendini bir kamyonun altına attığını duydum. Yüreğim cız etti; evet oydu.

Kumar, para kazanmak için tamamen veya kısmen şansla belirlenen bir sonuç üzerine parayı riske etmektir. Tanım itibariyle kumarbaz para kazanmaya teşebbüs edendir. Bununla birlikte yasal kumarlar öyle bir düzenlenmiştir ki oynayanların kaybetmesi gereklidir. Böylece bazı kumarbazlar kazansalar bile neredeyse tüm kumarbazların beklentisi kaybedecekleri doğrultusunda olmalıdır. Öyleyse insanlar neden kumar oynar?. Tipik olarak kumarbazlar sorulduğunda para kazanmaktan ziyade başka nedenler bahaneler belirtirler. Bununla birlikte Baudot oyun makinelerinde oynayanların kısmetlerini aradıklarını bildirmiştir. Gerçekci kaybetme beklentisine rağmen pekala “düzenli oyun makinelerinde oynayanların” çoğu bir servet beklemektedir. Daha küçük ikramiyelerine rağmen oyun makinelerinde oynayanların motivasyonu piyango bileti alanlarınkinden çok farklı olmayabilir. Objektif olarak değerlendirildiklerinde kaybetmelerinin kaçınılmaz olduğunu bildikleri halde neden oynamayı sürdürürler? Bir ihtimal şudur; her bir oyun makinesi oyuncusu "şanslı bir" nin kendileri olduğunu düşünür. Bunlar makineler üzerinde etkileri olduğuna inanırlar. Pek çoğunda batıl inaçların olduğu görülür (belirledikleri oyun makinesi dışında başka bir makinede oynamama, yere düşen jetonu kullanmama gibi).

Kumar oynama fırsatı açıkca kişinin yaşadığı kütüre bağlıdır. Kültür, kumar oynama fırsatını 3 yolla etkiler; kültürde tarihi olarak var olan kumar türlerinin çeşitliliği; mevcut kumar türlerine toplumun tutumu; kültürün düzenlediği veya yasakladığı kumar türleri. Yeni kumar türlerinin sunumu ve yasallaşması toplumdaki kumar oynama miktarını arttırır. Kültürdeki kumara olumlu tutumlar kumar oynamayı teşvik eder.

Ülkemizde, daha çok alt sosyoekonomik gruptan kişilerin önemli toplumsal etkinlik yeri olan kahvehanelerde, daha çok eğlence tarzında ve bir gazozuna vb. kumar oynanmasına rağmen, daha yüksek sosyoekonomik kesimden kişilerin devam ettiği kulüplerde, yüksek düzeyde kumar oynandığı bilinmektedir. Bunun yanında, devlet denetiminde oynanan milli piyango, spor toto, loto oyunlarının tartışmasına girmek gereksizdir. Ayrıca bu tür şans oyunları, bütün dünyada yasaldır. Patolojik (hastalık düzeyinde) kumara yol açtığı düşünülemez. Bu oyunlar, sınırlı zamanlarda ve miktarda oynanır. Ancak kumar açısından olmasa da, kişi üzerinde “çalışmadan kazanma” kavramını gündeme getirdiği de belirtilmelidir. Depresyonlu bir hastam, ağlamaklı bir ifade ile, “dünyanın parasını verip on bilet aldım, ondan da para çıkmadı, son ümidim de söndü” diyordu.

Bunun yanında “kazı kazan” oyunu, öncekiler kadar masum görünmemektedir. Çünkü, zaman sınırlaması söz konusu değildir haftada bir, on günde bir oynanan bir oyun değildir; başladığınızda durma noktası belli değildir. Kazinolar resmen kapatılmıştır; bu konuda bir şey söylenmesi düşünülemez; ancak umulur ki yasalara uyulsun ya da yasalar uygulansın.

Patolojik kumarın toplumsal ve bireysel sonuçları yüzyıllardır bilinmekte olmasına rağmen, resmen 1980 yılında teşhis edilebilir bir ruhsal bozukluk olarak tanınmış ve “impuls control disorder (dürtü denetim bozukluğu)” olarak ruhsal hastalıklar dizisinde yerini almıştır. Rahatsızlığın, kişisel, toplumsal ve mesleksel rollerinde ve etkinliklerinde hasara yol açtığı belirtilmiştir. 1994’de, bir “impuls denetim sorunu” olmaktan daha öte, “addiction (iptila)” olarak adlandırılması uygun görülmüştür.

http://www.celikkol.org

Prof. Dr. Ahmet ÇELİKKOL Kimdir?

Resim Telif hakkı: wavebreakmediamicro / 123RF Stok Fotoğraf

Son Güncelleme: 13.04.2017 01:45
Anahtar Kelimeler:
IptilaKumar
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol