Şizofreni

Şizofreni, kişinin düşünce, his ve davranışlarını etkileyen kronik ve ciddi bir hastalıktır.

Şizofreni

Şizofreni, kişinin düşünce, his ve davranışlarını etkileyen kronik ve ciddi bir hastalıktır.

Admin
Admin
16 Nisan 2017 Pazar 03:05
493 Okunma
Şizofreni

Şizofreni, kişinin düşünce, his ve davranışlarını etkileyen kronik ve ciddi bir hastalıktır. Diğer zihinsel rahatsızlıklar kadar yaygın olmamakla birlikte, etkileri çok ağırdır.Bu ağır etkiler toplumu o kadar çok etkilemiştir ki psikiyatrik hastalıklar arasında en bilineni şizofrenidir ve internet üzerinde en çok aranan hastalıklardan biri de şizofrenidir. 1000 kişiden yaklaşık 7'si veya 8'i şizofreni hastasıdır.

Şizofreni hastaları aslında olmayan sesler duyabilir veya orada bulunmayan şeyleri görebilir. Başkalarının onların zihinlerini okuduğu, düşüncelerini kontrol ettiği veya onlara zarar vermek için planlar yaptıklarına inanırlar. Bu durum hastalığa yakalanan kişiler için oldukça korkutucu ve rahatsız edici bir durumdur ve onları içine kapanık veya aşırı tedirgin hale getirir. Ayrıca bu durum çevrelerindeki insanlar için de korkutucu ve rahatsız edicidir.

Hastalar sıklıkla garip davranışlar ve konuşmalar sergilerler. Bazı hastalarda garip pozisyonlarda saatlerce durma, bazılarında hiç hareket etmeksizin uzun süre sessiz kalma veya aşırı hareketlilik görülebilir. Bazen de gerçekten ne düşündükleri hakkında konuşana kadar mükemmel görünürler.

Aileler ve toplum da şizofreniden  etkilenir. Şizofreni hastalarının çoğu iş bulmada veya kendine bakmakta zorluk çekerler, bu yüzden başkalarının yardımına muhtaçtırlar. Şizofreni toplumda ütanç verici ve korkutucu bir hastalık olarak kabul görmektedir ve bu da hastaların rahatsızlıktan bahsetme veya tedavi için yardım isteme olasılıklarını kısıtlamaktadır.

Şizofreni hastaları bu hastalıkla yaşamları boyunca savaşırlar, ancak tedaviler birçok kişinin yaşam kalitesinin iyileştirilmesine yardımcı olur. Araştırmacılar şizofreni nedenlerini anlamak ve daha etkili tedaviler geliştirmek için çalışıyorlar. Bu çalışmalar ilerki yıllarda, hastalığı önlemeye ve iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Şizofreni belirtileri nelerdir?

Şizofreninin belirtileri üç geniş kategoriye ayrılır: pozitif, negatif ve bilişsel belirtiler.

  • Olumlu Belirtiler

Pozitif belirtiler,  genel olarak sağlıklı insanlarda görülmeyen psikolojik davranışlardır. Olumlu belirtileri olan insanlar gerçeklikle bağlantılarını koparmışlardır. Bazı insanlar için bu belirtiler gelir geçer, bazıları için ise zamanla kalıcı olurlar. Bazen  şiddetlenir, bazen kaybolabilirler. Olumlu belirtilerin şiddeti, bireyin tedavi alıp almadığına bağlı olabilir. Olumlu belirtiler şunlardır:

Halüsinasyonlar, aslında bir uyaran yokken ortaya çıkan duyusal belirtilerdir. Bunlar, beş duyunun (görme, işitme, koku, tat veya dokunma) herhangi birinde ortaya çıkabilir. "Sesler" (işitsel varsanılar) şizofreni hastalarında en yaygın görülen halüsinasyon tipidir. Bozukluğu olan birçok insan aslında olmayan, başkalarının duymadığı sesler duyar. Sesler  içsel olabilir, kendi zihninden gelmiş gibi görünebilirler ya da dışsal olabilirler, konuşan başka biriymiş sanısına kapılabilirler. Sesler, kişinin davranışlarıyla ilgili konuşabilir, kişiye  bazı şeyleri emredebilir veya kişiyi tehlikeye karşı uyarabilir. Bazen sesler birbirleriyle konuşur ve bazen şizofreni hastaları duydukları seslerle konuşurlar. Şizofreni hastaları, ailesi ve arkadaşları sorunu fark etmeden uzun süre önce sesleri duymaya başlamış olabilirler.

Diğer halüsinasyon türleri arasında, orada bulunmayan insanları veya nesneleri görme, başkalarının algılamadığı kokuları duyma ve yakınında hiç kimse olmadığı halde görünmez parmakların bedenlerine dokunması gibi şeyleri hissetmek sayılabilir.

Sanrı,hezeyan,delüzyon: Kendi inanç ve kültürüne uymayan yanlış inançlara sahiptirler. Sanrılar, inançların doğru veya mantıklı olmadığına dair kanıtlar olsa bile devam eder. Şizofreni hastası, komşuların davranışlarını manyetik dalgalarla kontrol edebileceğine inanmak gibi garip sanrılar gösterebilir. Ayrıca, televizyondaki kişilerin kendilerine özel mesajlar verdiğini veya radyo istasyonlarının düşüncelerini başkalarına yüksek sesle yayınladığına inanabilirler. Bunlara "referans delilleri" denir.
 
Bazen ünlü bir tarihsel figür gibi başkası olduğuna inanırlar. Paranoyak sanrılar olabilir ve başkalarının hile, taciz, zehirlenme, casusluk yapma veya sevdikleri kişilere karşı planlama gibi kendilerine zarar vermeye çalıştıklarına inanırlar. Bu inançlara "zulüm sanrıları" denir.

Düşünme bozuklukları olağandışı veya işlevsiz düşünme yollarıdır. "Dağınık düşünce" olarak adlandırılan bir tipinde kişi kendi düşüncelerini düzenlemede veya mantıksal olarak bağlamada sorun yaşar. Anlaşılmaz bir şekilde konuşabilirler. Buna genelde "kelime salatası" denir. Başka bir biçimine "düşünce engelleme" denir. Kişi bir düşüncenin ortasında birdenbire konuşmayı bırakır. Neden konuşmayı bıraktığı sorulduğunda, kişi düşüncenin başından çekilmiş gibi hissettiğini söyleyebilir. Sonunda, düşünce bozukluğu olan  kişi, anlamsız kelimeler veya "neolojiler" oluşturabilir.

Hareket bozuklukları, ajite vücut hareketleri olarak görülebilir. Belirli hareketleri defalarca tekrar edebilirler. Daha uç durumlarda ise, tamamen hareketsiz, katatonik olabilirler ve çevrelerine yanıt vermezler.  Katatoni nadiren görülür, tedavisi mümkün olmayan şizofreni vakalarında daha sık görülür.

Olumsuz Belirtiler

Negatif belirtiler, normal duygu ve davranış bozukluklarıyla ilişkilidir. Bu semptomların, şizofreninin bir parçası olarak tanımlanması zordur ve depresyon veya diğer durumlarla karıştırılabilir. Bu semptomlar şunlardır:

  • Jest ve mimikler azalmış yüz ifadesi veya ses tonuyla duygular donuklaşmıştır.
  • Günlük hayattan zevk almada azalma
  • Faaliyetleri başlatma ve sürdürme zorluğu
  • Konuşmada azalma
  • Olumsuz belirtileri olan insanlar günlük ihtiyaçlarını tek başlarına göremeyebilirler. Temel kişisel hijyeni ihmal edebilirler. Bu, kendilerini tembel ya da isteksiz gibi göstermelerine neden olabilir, ancak sorunlar şizofreninin neden olduğu belirtilerdir.

  • Bilişsel Belirtiler

Negatif belirtilere benzer şekilde, bilişsel belirtilerin şizofreninin bir parçası olarak tanımlanması zor olabilir. Çoğu zaman, yalnızca belirli testler gerçekleştirildiğinde saptanır. Bilişsel belirtiler şunlardır:

  • Bilgileri anlama ve karar vermek için kullanma becerisinde zayıflama
  • Odaklanma veya dikkat toplama sorunları
  • Öğrendikten hemen sonra bilgiyi kullanma becerisinde sorunlar

Şizofreni erkeklerde kadınlardan biraz daha fazla görülür. Halüsinasyonlar ve sanrılar gibi semptomlar genellikle 16-30 yaşları arasında başlar. Erkeklerde belirtiler kadınlardan biraz daha erken görülmeye başlar. Şizofreni genellikle,  geç ergenlik çağında ve erken erişkin dönemde ortaya çıkar. 45 yaşından sonra şizofreni tanısı konması nadiren görülür. Şizofreni çocuklarda nadiren görülmekle birlikte, çocukluk başlangıçlı şizofreni tanıları artmaktadır.

Gençlerde şizofreni teşhisi zor olabilir. Bunun nedeni, ilk işaretlerin, arkadaşlarını değiştirmek, ders notlarında bir düşüş eğilimi, uyku sorunları ve sinirli davranışlar gibi gençler arasında yaygın olarak bulunan davranışlar olabilir. Kendisini arkadaşlarından ve çevresindekilerden izole etmek , alışılmadık düşünce ve şüphelerde artış ve ailede psikoz öyküsü gibi bazı belirtilerin kombinasyonu hastalığa yakalanma riskini %80 civarlarına çıkarır. Bozukluğun bu ön psikotik evresi "prodromal" dönem olarak adlandırılır.

Şizofreni hastaları şiddet uygular mı?

Şizofreni hastalarının çoğu şiddet uygulamaz. Aslında, şiddet suçlarının çoğu şizofreni hastası tarafından uygulanmaz. Şizofreni hastaları kendilerine diğerlerinden daha fazla zarar verirler. Madde bağımlılığı hastanın şiddete maruz kalma ihtimalini artırabilir. Şiddet riski, psikoz tedavi edilmediğinde en fazladır ve tedavi olduğunda önemli ölçüde azalır.

Şizofreni ve intihar

Şizofreni hastalarında intihar düşünceleri ve davranışları çok yaygındır. Şizofreni hastaları, artan intihar riski nedeniyle zihinsel rahatsızlığı olmayan insanlardan daha erken ölürler. Hangi şizofreni hastalarının intihar sonucu ölme ihtimalinin daha yüksek olduğunu tahmin etmek zordur ancak eşlik eden depresif belirtileri ve madde kötüye kullanımını aktif olarak tedavi etmek intihar riskini azaltabilir.Reçeteli olarak antipsikotik ilaç  kullananlarda, kullanmayanlara göre intihar girişimine  daha az rastlanır. 

Şizofreni ve madde kullanım bozuklukları

Madde kullanım bozuklukları, alkol ve / veya ilaç kullanımının  kişinin sağlığı, ailesi, çalışması, okulu ve sosyal hayatını etkilediği durumlarda ortaya çıkar. Madde kullanımı, şizofreni hastalarında en sık rastlanılan bozukluktur ve madde kullanım bozuklukları ile şizofreni arasındaki karmaşık ilişkiler kapsamlı olarak incelenmiştir. Madde kullanım bozuklukları, şizofreni tedavisinin etkisini azaltır. madde istismar  eden hastalar zihinsel hastalıkları için tedaviye daha az katılırlar. Genellikle, şizofreni hastalarının belirtilerini "kendi kendine tedavi" etmeye çalıştıkları için madde istismarına başladıklarına inanılır, ancak insanların semptomlara tepki olarak madde istismarına başladığına ve maddelerin belirtileri azalttığına dair çok az kanıt vardır.

Nikotin, şizofreni hastalarının kötüye kullandığı en yaygın maddedir. Şizofreni hastalarının akıl hastalığı olmayan insanlara göre sigara içmesi daha olasıdır ve araştırmacılar bunun biyolojik temelleri olup olmadığını araştırmaktalar. Nikotinin şizofrenide sıklıkla gözlemlenen bilişsel eksikliklerin bir alt kümesini geçici olarak hafifletebileceğine dair bazı kanıtlar vardır, ancak bu faydalar sigara içiminin bilişin diğer yönleri ve genel sağlık üzerindeki zararlı etkileri yanında hafif kalmaktadır. Bupropionun şizofreni hastalarında sigarayı bırakma için etkili olduğu tespit edilmiştir. Çoğu araştırmada, sigaranın azaltılması ya da bırakılmasının şizofreni semptomlarını kötüleştirmediği bulunmuştur.

Esrar (esrar) şizofreni hastaları tarafından sıklıkla istismar edilmekte ve sağlık sorunlarını daha da kötüleştirebilmektedir. Ağır esrar kullanımı, şizofreni semptomlarının daha şiddetli ve erken başlamasına neden olurken, esrarın doğrudan şizofreniye neden olup olmadığı kesin olarak belirlenememiştir.

Uyuşturucu kullanımı, şizofreni hastalarında diğer tıbbi hastalıkların (hepatit, kalp rahatsızlığı ve bulaşıcı hastalıklar gibi) yanı sıra intihar, travma ve evsiz kalma oranlarını da artırabilir.

Genellikle şizofreni ve madde kullanım bozukluklarında güçlü genetik risk faktörler rol oynar. Madde kullanım bozukluğu ve ailenin psikoz öyküsü bireysel olarak şizofreni için risk faktörleri olarak tanımlanmış olsa da, bu faktörlerin ilişkili olup olmadığı ve nasıl olduğu bilinmemektedir.

Hem şizofreni hem de madde bağımlılığı bozukluğuna sahip olan hastaların tek seçenekleri şizofreni ve madde bağımlılığı tedavisini bütünleştiren bir tedavi programıdır.

Yararlanılan Kaynaklar: 

https://www.nimh.nih.gov/health/topics/schizophrenia/index.shtml  (erişim:14.04.2017 19.30)
https://www.nimh.nih.gov/health/publications/schizophrenia-booklet/index.shtml (erişim:14.04.2017 19.30)

Resim Telif hakkı: andreypopov / 123RF Stok Fotoğraf

Son Güncelleme: 16.04.2017 03:50
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol